2012 Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Temelli İnsan Hakları İhlalleri İzleme Raporu

A translation of this report is available in English: 2012 Report of Human Rights Violations Based on Sexual Orientation and Gender Identity (in Turkey).

Lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireyler için 2012 yılı da diğer yıllar gibi çeşitli hak ihlalleriyle geçti. 2012 yılında 11 nefret cinayeti gerçekleşti. 6 trans ve 5 gey nefret cinayeti sonucunda hayatını kaybetti. İnternet haberlerine ve LGBT haber portallarına yansıyan 8 nefret saldırısı gerçekleşti. Linç girişimleri, işkence ve kötü muameleler, aile içi şiddet, tecavüz ve siber saldırılarla geçen zor bir yıl oldu.

Raporun ayrımcılık başlığı altında, trans kadınların barınma hakkına yönelik 3 ihlal tespit edildi. Çalışma hayatı alanında 2 kişi cinsel yönelimleri nedeniyle işten atıldıklarını dile getirerek hukuki mücadele başlattı. Cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği sebebiyle mekâna alınmama ve hizmet vermeme olarak dört vaka tespit edildi. Sağlık alanında Kızılay’da ortaya çıkan “HIV’li kan” olayında Kızılay’ın HIV’li kanı biseksüel birinin bulaştırdığı yönündeki iddiası, Askerlik alanında eşcinselliğin yeniden tanımlanma süreci başta olmak üzere “devlet söylemi”nde 7 farklı olayda ayrımcılık vakası karşımıza çıktı.

LGBT dernekleri olarak yedi yıldır LGBT bireylerin uğradığı ayrımcılık vakalarını ve hak ihlallerini kayıt altına almaya çalışıyoruz. 2007 yılından bu yana çıkan raporlarla mevcut raporları kıyasladığımızda hala çok büyük değişiklikler olmadığını gözlemliyoruz. Yürüyen mevcut davalarda yargının homofobik ve transfobik uygulamaları, kolluk kuvvetlerinin LGBT bireylere yönelik tutumları ve yeni nefret cinayetleri raporlamalarda hala önemli bir yer kapsıyor.

Ahmet Yıldız davasının henüz sonuçlanmaması, nefret cinayetlerinde uygulanan haksız tahrik indirimlerinin devam etmesi ve katillerin yakalanmaması tespit edilen sorunlardan sadece bir kaçı… 2012 senesinde kayıt altına alınan 11 yaşam hakkı ihlali oldu. LGBT dernekleri olarak hak ihlallerinde dava konusu edilen vakaları takip etmeye önümüzdeki seneler içerisinde de devam edeceğiz. Bu bağlamda bu davalar insan hakları hareketinin gündeminde olmaya devam edecek.

İnsan hakları izleme ve raporlama faaliyeti, LGBT derneklerinin gönüllü ağı ve çalışanları tarafından yapılıyor. Bu da ihlallerin tümünden haberdar olamamamıza veya geç haberdar olmamıza sebebiyet verebiliyor. Örneğin Diyarbakır’da nefret cinayetinden geç haberdar olduğumuz gibi. Ya da zorlandığı intihar sonrasında vefat eden Adana’daki genç geyden geç haberdar olduğumuz gibi haberdar olmadığımız, olamadığımız yaşam hakkı başta olmak üzere farklı alanlarda eşcinsel, biseksüel ve translara yönelik ihlallerin olduğunun farkındayız.

Bu yüzden bu rapor, lezbiyen, gey, biseksüel ve translar (LGBT) açısından Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin tamamını göstermiyor. Bunun birçok boyutu var,başında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini saklamak zorunda kalmaları var. Ayrıca cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle uğradıkları ihlaller karşısında adalete erişim noktasında yeniden ihlale uğrayacaklarını düşünmeleri de bir diğer boyutu. Aynı zamanda hukuki yollara başvurduklarında bunun hayatlarının farklı alanlarına nasıl yansıyacağını tahmin edemiyor olmaları da bir diğer sebep. Bütün bunlar, ihlallere karşı LGBT’leri savunmasız ve açık hedef olarak bırakmaya devam ediyor ve mağduriyetlerini sürekli kılıyor.

Nefret suçları başlığı altında yer alan bazı kategoriler yeni raporlamaya başladığımız kategoriler. Ayrıca üniversitelerden LGBT derneklerin sitelerine girişin engellenmesi ve LGBT dernek ve haber sitelerinin “dinsel” gruplar tarafından hackleniyor olması eşcinsel, biseksüel ve transların ifade özgürlüğüne yönelik nefret saldırısı olarak yeni bir ihlal alanı olarak karşımıza çıkıyor.

2012 yılında, Antalya’da, İzmir’de Çandarlı’da lezbiyen, gey, biseksüel ve translar “linçe maruz kaldılar.” Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ya da heteroseksüel bireyler homofobik ve transfobik saiklerle saldırılara maruz kaldılar. Failler gerekçe olarak eşcinsel olmalarını söylüyordu.

Uzun yıllardır LGBT nefret cinayetlerinde bir yargı pratiği olan haksız tahrik indiriminin LGBT bireyleri açık hedef haline getirdiğinin altını çiziyoruz ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi failler yargı tarafından ödüllendirilmeye devam ediyor. Bu uygulama devam ettiği müddetçe LGBT’ler açık hedef haline gelmeye devam edecekler.

Bu rapor “2012 Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Temelli İnsan Hakları İhlalleri İzleme Raporu” başlığıyla çıkıyor. Ancak eşcinsel ve biseksüel kadınların sorunları ve trans erkeklerin maruz kaldığı ayrımcılık ve diğer insan hakları ihlallerine ulaşma noktasında yaşadığımız sıkıntı devam ediyor. Bu eksikliği aşmanın yollarını LGBT dernekleri olarak dert etmeye devam ediyoruz.

Bu rapor 5 bölümden oluşuyor. Birinci bölümünde, Nefret Suçlarını ele alıyoruz. İkinci bölümünde nefret söylemi ve ayrımcılık bölümü, üçüncü bölümünde devam eden davalara yer verirken, dördüncü bölümünde ise sonuçlanan davalara yer verildi. Beşinci bölümde ise olumlu gelişmeler kayıt altına alındı. Sonuç bölümünde ise LGBT örgütlerin insan hakları alanında taleplerine yer verdik.